Ottan
gerçek hayvan dostları, Veganlardir
20/08/2025
Şiir Gecesi 1929
"Tevfik’te vardı fazla kadeh. Çıkıp yürüdüler Galata’ya doğru. Geldikleri yer küçük bir meyhaneydi. Şiir gecesi olduğu zamanlar müşteriye kapatıyorlarmış. Sahibi İzzet Bey bir şiir aşığıymış, elemanları da gönderip ‘biz bize takılıyormuş gelenler’ İçeride masa düzeni yoktu, yiyecek sunulmuyor dağınık oturuluyordu. Gittiklerinde sekiz on kişi vardı ama kapı devamlı açılıyor birileri giriyordu. Çoğunlukla genç talebelerdi gelenler, yaşları daha ileri olanlar ya muallim ya da şairdiler. Niko hiç birini tanımıyordu. Bir de gırnatacı vardı kenarda. Tevfik, şiir okunurken hafifçe eşlik ettiğini söyledi. Duruma göre ney de üflermiş. Tevfik yanında getirdiği çantadan şaraplar ve kadehlerle birlikte iki deveci armudu ile eskitilmiş kaşar peyniri çıkardı. Önlerine çektiği sandalyeye hazırladı hepsini. ‘Aç acına içmeyelim’ diye düşünmüş. Niko gülümsedi, ‘iyi ki vardı bu adam’
On kadar şiir okunmuştuki Tevfik el kaldırdı, ‘sevgili dostum Niko bir şiir okuyacak’ dedi. Niko kalabalık arasında kaybolacağını ve şiir okumadan geceyi bitireceğini düşünmüştü oysa. Herkes o kadar güzel okuyordu ki onun okuyuşu, bu güzel ortamı bozmasın istiyordu. Tevfik’i dürttü ‘napıyorsun’ diye. Etraftan yarı alkış yarı ‘hadi Niko’ sesleriyle kalkmaya mecbur kaldı.
“O kadar güzel şiirleri o kadar güzel okuyorsunuz ki ben kendimden şüphe duydum” dedi
Yaşça ileri ve muallim tipli bir kişi cesaret verdi ona.
“Evladım sen içten oku yeter, çekinme hiç” diyen kişinin Cenap Şahabettin olduğunu sonradan öğrenecekti.
Nazım Hikmetin ‘Salkım Söğüt’ şiirini okumaya çalışacaktı.
‘Akıyordu su
Gösterip aynasında söğüt ağaçlarını
Salkım söğütler yıkıyordu suda saçlarını
Yanan yalın kılıçları çarparak söğütlere
Koşuyordu kızıl atlılar güneşin battığı yere’
Şiirin tamamını okuyup oturduğunda yüzü ateş gibi yanıyordu. Müthiş bir alkış koptu Cenap Şahabettin ‘çok güzel okuduğunu’ söyleyince Niko hafif kalkarak selam verdi kendisine. O söylerken gırnatanın eşlik etmesi de şiire ayrı bir güzellik katmıştı. Tevfik ‘harika okuduğunu’ söyleyip tebrik etti arkadaşını. "
'Karmik Hayatlar'
Roman
Tüm kitap satış sitelerinde
19/08/2025
"Peki bilim bu konuda bir şeyler söylüyor mu? Bilim ruh yerine ‘bilinç’ demeyi tercih ediyor ve bilincin kaynağını açıklamakta zorlanıyor. Bilime göre bilinç ya yoktur ya da mevcut olsa bile bilim tarafından anlamlı bir şekilde izah edilemez. Çünkü bilim ölçülebilir varsayımları ispatlamaya yatkındır. Oysa bilincin matematiksel bir açıklaması yoktur. Bilinç daha çok insanın deneyimlerine dayanan, öğrenilmiş duygu halleri yani beyinsel bir fonksiyon olarak kabul edildiğinde, ortaya karmaşık durumlar çıkabilir. Örneğin omurilikten gelen tüm sinir hücreleri bir hasara uğradığında kişi pek çok bilinçli hareketlerden yoksun kalır. Ancak benlik hala faaliyetine devam eder. İşitmelerinde görmelerinde ve hissetmelerinde bir sorun olmaz. Geçmiş olayları hatırlayabilir ve gelecekle ilgili planlar yapabilir. Beyinde yapılan her hangi bir operasyon kişinin motor faaliyetlerini kullanmasında sorun yaratabilir ama duygu ve hisleri yine de devam eder.
Bu durumda hala bilincin bir beyin faaliyeti olduğunu söylemek ne kadar doğru olabilir? Bilinç yoktur da diyemeyiz. Bilinç vardır ancak ölçülemez ve ispat edilemez. Öyleyse ruh da vardır ama ispat edilemez. Demek oluyor ki varlığını tecrübe ettiğimiz bazı şeyler ispat gerektirmez."
Efe'nin Hikayesi/Roman
Yakında
22/07/2025
"Efe, başka boyut demekle neyi kastettiğini anlatmaya çalıştı. Kağıda bir daire çizdi. Bu iki boyutu temsil ediyordu. Bunun içine bir karınca yerleştirseniz çizginin diğer yanına geçemez dairenin içinde dönüp dururdu. Çünkü karıncalar iki boyutu görüyorlar ve çevrelerindeki her şeyi iki boyut olarak algılıyorlardı.
“Biz üç boyutu görebildiğimiz için karıncayı öyle görüyoruz. Bir üst boyut yani dördüncü boyutu ise ne görebiliyoruz ne de algılayabiliyoruz.
“Peki dödüncü boyut nedir?” diye sordu Bahar
“Dördüncü boyut bir algı dünyasıdır. Orada gerçekliği sizin algılarınız yaratır. Bu boyuta ait algılarınızdan bahsetmiyorum. Burada algılarınız duyu organlarınızın beyinde oluşturduğu yorumlardır. O boyutta ise benliğiniz sizin algılarınıza yön verir. Benliğim biliyor ki siz aslında enerji bedenine sahipsiniz. Bana bunu gösteriyor. Bir enerji parçalara ayrılarak farklı konumda ve zamanda olabilir. Benliğim bunu biliyor. Bu nedenle ben hem buradayım hem değilim”
(Yeni roman yazılmakta)
19/07/2025
Hey gidi gençlik 😊🧿
17/07/2025
Benim için yazmak konuşmaktan daha rahat ve huzur verici. Konuşmak istisnasız her zaman sahtedir. Konuşmak egoyu kullanmadan olamaz. Konuşmak dışsal bir eylemdir. Etkilemek ve kabul görmek arzusu taşır. Yazmak ise içseldir bu nedenle daha samimidir. Yalan yazarsanız bu çok kolay ifşa olur. Daha titiz daha özenli olunmayı gerektirir. İnsanları yanıltmak çok zordur. Oysa konuşurken bu kolaydır. Sesinizdeki tınılar, beden hareketleri sizin sahteliginizi perdeler. Zaten çoğunluk iyi konuşmayı sever ama iyi dinleyen pek azdır.
16/07/2025
"O gün şeyh harem mutfağına geldi. Herkes panikledi bu şeyhin hiç yapmadığı bir şeydi, Postnişin Gavsi Ahmet Dede ki, mevkisi Şeyh-ül İslamdan aşağı sayılmayacak bir zattı, Padişahlar sık sık Mevlevihane’ye gelerek kendilerini ziyaret eder, çoğu zaman akıl alırlardı. Musa arkasındayken içeri girdi şeyh ve Aida Hatunu sordu, Türkan koşarak haber verdi. Aida karşı karşıya gediklerinde elleri yanda dizlerini hafif kırarak kendi usulünce selamladı şeyhi.
“Şeyh Hazretleri size teşekkür etmek için geldiğini söylüyor Aida Hatun” dedi Musa
“Zahmet etmişler... Kendilerini böyle sağlıklı görmekten mutluluk duydum” dedi Aida
Şeyh elini kalbinin üzerine koyarak, başını eğdi ve öyle kaldı bir süre. Kadınlar şok olmuş izliyorlardı, neler olduğunu anlamamışlardı. Şeyh o duruşunu bozmadan geri geri giderek çıktı kapıdan. Bu aslında şeyhin karşısına çıkanların yaptıkları hareketti. ‘sen öyle büyük bir zatsın ki sana arkamı dönüp çıkamam’ demekti bu hareket.
O günden sonra herkes şeyhi Aida’nın iyileştirdiğini öğrenmişti.
Bu haber saraya kadar gitti."
Aida/Roman
(Yakında)
15/07/2025
"Necla, Niko’nun atölyesine uğramadan bir hafta önce Mustafa Şekip hoca ile geleceği hakkında bir konuşma yapmıştı. Hoca onun Avrupa’ya giden öğrenci gurupları içerisinde olmasını istiyordu. Bunu düşüneceğini söylemişti. Semiha ile tanıştıktan sonra düşüncesini netleştirdi. Almanya’ya gidecekti.
Maarif Vekâleti, ‘Avrupa Konkuru’ denilen sınavlarla yurt dışına öğrenci gönderiyordu. Eğitim seferberliğinin, Avrupa ülkelerindeki eğitimden bilim, fen alanında faydalanılması amacıyla başvurduğu bir uygulamaydı bu. Sınavlarda başarılı olan ya da okul tarafından seçilen öğrencilerden, her sene 120 kadarı gönderiliyordu. Bunların yaklaşık %47 si Almanya üniversitelerine yerleştiriliyordu. Buralarda eğitimini tamamlayıp ülkeye dönenler içinde sonradan Başbakanlık yapacak olan Sadi Irmak, Hayri Ürgüplü dışında Mahmut Cüda, Necip Fazıl Kısakürek, Ulvi Cemal Erkin ve birçok değerli isim vardı. Gönderiler her sene nisan ayında oluyordu ve Necla’nın zamanı yaklaşmıştı."
'Karmik Hayatlar'
02/07/2025
😢
11/06/2025
"Bak yaa şimdi şurada şarap olsaydı ne iyi olurdu. Muhabbete katık olurdu valla” dedi Necla
Niko bu söze güldü.
“Meyhaneye gidelim istersen”
“Olur, valla, ben varım”
Yasak olmamasına rağmen meyhanelere kadınlar gitmezdi.
“Bir kadınla meyhaneye gitmek mi? Güldürme beni”
“Ne var bunda? Ben Fevziye Abdürreşit’in talebesiyim”
Fevziye Abdürreşit kadın hakları üzerine yazılar yazan bir gazeteci ve eğitimciydi. Asar-ı Nisvan diye tamamı kadınların çalıştığı bir dergi çıkarmıştı. Kadının toplumdaki yerinin erkekten ayrı olmadığını savunurdu. ‘Türk Kadını Asrileşmelidir’ diye bir makale yayınlamış ve üzerinde epey konuşulmuştu.
“Tamam tamam. Şöyle yapalım. Ben şuradan bir şarap alıp geleyim burada yapalım muhabbetimizi.”
'Karmik Hayatlar'
11/06/2025
“Benim anneannem Bulgar göçmenidir. Yunan Makedonyası tarafında Kılkış’ın köyünde yaşayan bir hıristiyan. O zamanlar yani. 18 yaşında pek güzel bir şey adı da o zamanlar Stephana. Köyün ağasının yanında çalışan bir Türk’e âşık oluyor, Mustafa’ya. Mustafa Müslüman, evlenebilmeleri için Stephana’nın din değiştirmesi gerekli. O da aşkı için razı oluyor. Oluyor ama çoğunluğu Hıristiyan olan halk şiddetle karşı çıkıyor. Kızın Müslüman olmaya zorlandığını iddia ediyorlar. Bu durumda Selanik’e gidip valinin huzurunda kendi iradesiyle din değiştirdiğini beyan etmesi lazım. Atlıyor trene Selanik’e gidiyor. Ancak istasyonda kendisini karşılamaya gelen Bulgar ve Yunanlar olduğundan şüphelenip, trenden iner inmez oradaki jandarmaya koşuyor, durumunu anlatıyor. Yanına iki zabit takıyorlar valiliğe götürmeleri için. Tabi orada bekleyen yüz elli kadar insan, zabitleri etkisizleştirip kızı kaçırıyorlar. Doğru Amerikan elçiliğine, zaten elçi Lazarro organize etmiş kalabalığı”
“Nasıl yaa? Gerçek mi bunlar?”
“Elbette gerçek bu olay kimlerin başını yaktı bir bilsen, bu olaydan sonra Abdülaziz tahttan indirilip öldürüldü.”
“O iş askeri isyanla olmadı mı?”
“Evet ama tetikleyen bu vakadır bekle anlatıyorum”
Çayları tazeleyip geldi, reçelden hızla iki lokma alıp çayından içip devam etti.
“O zamanlar Amerikan elçiliği misyoner faaliyetler yürütüyor ve bir Hıristiyan’ın Müslümanlığa geçmesi durumlarını zora sokacak. Kızı dokunulmazlığı olan elçilikte tutuyorlar. Ne yapsalar anneannem zorla Müslüman edildiğini asla kabul etmiyor. Tabii Müslüman cemaat valilik konağı önünde toplanıyor ve bir Müslüman kızın tutuluyor olmasına öfkelenip aşırı tepki gösteriyorlar. Bu arada kalabalığı sakinleştirmek için Almanya ve Fransa konsolosları devreye giriyorlar. Öfkeli kalabalığın arasına giren bu iki konsolos linç edilerek öldürülüyor. Bu milletler arası bir krize sebep oluyor ve İngiliz Alman İtalyan Fransız savaş gemileri Selanik’in karşısında konumlanıyor, Osmanlı da kruvazör gönderiyor anlayacağın tam savaş hali. Sadrazam, vali Mehmet Refet Paşa’ya olayların derhal durdurulması suçluların yakalanması talimatı veriyor. Vali hızlı bir soruşturma yaptırıyor. Kırk kadar insan suçlu olarak alınıyor ve
10/06/2025
'Evrenin mikro düzeyde sayısız olasılıklar barındırıyor olması, zaten bilimin pek çok hesap ve kanıtlarıyla bilinen bir gerçektir. Mikro düzeyde gerçekleşen bu durum neden makro düzeyde olmasın ki? Evrenin artık ‘nedensellik’ değil ‘olasılıkçı’ olduğu kabul ediliyor. Olasılıkların gerçekleşmesi gözlemcinin niyetiyle oluyor. Bu niyet insanın söylemiyle değil enerjisiyle gerçekleşiyor. Yüksek enerjili insanların en doğru olasılığa odaklanması, o olasılığın gerçekleşmesiyle sonuçlanıyor."
09/06/2025
'Yula onlara hikâyesini anlattı. Hikâyeyi kendisine anlatıldığı kadarıyla biliyordu. Anneannesi Olga kaçınca, Olga’nın ailesi arkada kalan bebeği Daria’yı babasının elinden almışlardı. Dedesi Batır ileri bir bolşevikti. Devrim zamanı Kırım halkını örgütlemiş ve o taraftaki devrime liderlik etmişti. Bu nedenle yeni yönetimde ağırlığı vardı ve bebeği almak zor olmamıştı. Daria, Rostov’da büyümüş ve orada evlenmişti. Yula onların üç kızı içinde en küçük olan Kayta’nın tek kızıydı.. Okulunda dereceler alan Yula büyük şehirde yaşamak arzusuyla Moskova Devlet Üniversitesine girdi. Oldukça başarılı ve sosyal hayatında aktif biriydi. Yakışıklı ve zengin Yuri ona fazla ilgi göstermiş Yula da bu ilgiye kayıtsız kalamamıştı. Ancak evlendikten sonra Yuri’nin gerçek yüzünü görebilmiş ve bilmeden büyükannesinin yolunu izleyerek İstanbul’a gelmişti. Bunun bir kader planı olduğunu şimdi anlayabiliyordu."
'Karmik Hayatlar'
Click here to claim your Sponsored Listing.
Category
Contact the business
Website
Address
Istanbul