Dogalbeslen
📚Temiz Gıda Temiz Nesil
🔍Doğal Sağlık Araştırmacısı
🌿Doğal Bağışıklık Savunucusu
26/05/2026
Yaz ayları geldiğinde hepimiz aynı ikilemin içinde buluyoruz kendimizi “Cildimi kanserden ve yaşlanmadan korumak için güneş kremi sürmeli miyim, yoksa D vitamini eksikliği yaşamamak için kremsiz mi güneşe çıkmalıyım?”
Laboratuvar Ne Diyor?
İşin teorik ve laboratuvar boyutuna baktığımızda sonuçlar oldukça tutarlı. Güneş kremleri, cildimizi yakan ve kansere yol açan UVB ışınlarını bloke etmek üzere tasarlanmıştır.
Ancak küçük bir sorun var. UVB, aynı zamanda vücudumuzun D vitamini üretebilmesi için muhtaç olduğu kritik ışınımdır.
Laboratuvar testleri, güneş kremlerinin bu ışınımı yüksek oranda engellediğini ve teorik olarak D vitamini sentezini neredeyse sıfırladığını defalarca kanıtladı.
İlk İnsan Çalışması: 1987 PubMed Verileri
Teori bir yana, bu durum insan vücudunda
nasıl karşılık buluyor?
Bu konuda yapılmış ilk ve en net insan çalışmalarından birine (1987, PubMed kayıtları) göz atalım.
Araştırmada iki grup insan güneş ışığına maruz bırakılıyor:
Güneş kremi kullanmayan grup: D vitamini seviyeleri 1.5 ng/mL gibi çok düşük bir seviyeden, kısa sürede 25.6 ng/mL gibi sağlıklı bir düzeye fırlıyor.
Güneş kremi kullanan grup: D vitamini seviyelerindeki artış son derece sınırlı kalıyor ve yerinde sayıyor.
Türkiye’den ihraç edilen biberler..
25/05/2026
Gerçek esmer ekmek, tam buğday unundan yapılır ve beyaz ekmeğe göre daha yüksek lif, vitamin ve mineral içeriğine sahiptir.
Ancak, bazı üreticiler, esmer ekmeğin besleyici görünümünü taklit etmek için boya ve kimyasal maddeler kullanmaktadırlar.
Bu tür boyalar ve kimyasallar, ekmeğin sağlıklı olduğu izlenimini oluştururken aslında tüketiciyi yanıltır. Ayrıca, bu katkı maddelerinin uzun vadeli sağlık sorunlarına neden olma ihtimali yüksektir.
Gerçek esmer ekmek, tam buğday unundan veya kepekli unlardan yapılır. Bu tür ekmekler, beyaz ekmekten farklı olarak, buğdayın kepeği ve ruşeymini içerir.
Bu sayede, daha yüksek lif, B vitamini, demir ve magnezyum gibi besin öğelerine sahiptir. Esmer ekmek, uzun süre tok tutar, sindirim sistemini destekler ve kan şekerinin daha dengeli seyretmesine yardımcı olur.
Ekmek seçimi yaparken bilinçli olmak büyük önem taşır. Sağlıklı ekmekler tüketmek için evde kendi ekmeğimizi yapmamız kaçınılmazdır.
Evde Kendi ekmeğinizi yapıyor musunuz? (Anket)
22/05/2026
Birçoğumuzun gözden kaçırdığı, vücudumuzu sessizce ele geçiren büyük bir tehlike var 👉Ağır metaller.
Günlük koşturmaca içinde kronik yorgunluktan, geçmeyen baş ağrılarından veya sisli bir beyinden şikayet ettiğinizde, genellikle “strestendir” deyip geçiştirildiğini duymuşsunuzdur.
Oysa ki doktorların muayene odalarında nadiren ilk sıraya koyduğu bu kronik halsizliğin arkasında, soluduğumuz havadan, tükettiğimiz endüstriyel gıdalardan ve hatta musluk suyumuzdan vücudumuza sızan kurşun, civa, alüminyum ve kadmiyum gibi sinsi düşmanlar yatıyor olabilir.
Vücudumuz mükemmel bir işleyişe sahip olsa da modern dünyanın getirdiği bu ağır yükü tek başına temizlemekte zorlanıyor.
Ağır metaller dokularımızda biriktikçe hücresel düzeyde hasara yol açıyor, bağışıklık sistemini zayıflatıyor ve sinir sistemini doğrudan tehdit ediyor.
Birçoğumuzun yaşadığı ama bir isim koyamadığı o kronik yorgunluk, aslında hücrelerimizin bu yabancı maddelerle ettiği mücadelenin bir feryadıdır.
En çok hangi şikayeti yaşıyorsunuz?(Anket)
Türkiye’de market rafları, rengârenk ama içeriği şüpheli yüzlerce gıda ile dolu. Paketlerin arkasını çevirdiğinizde;
Palm yağı,
Yüksek fruktozlu mısır şurubu,
MSG (monosodyum glutamat),
Titanyum dioksit (E171) gibi kanser şüphesi taşıyan katkı maddeleri ile sık sık karşılaşıyoruz.
Almanya’da aynı marka ürünü aldığınızda:
İçeriği daha sade,
Katkı maddesi sınırlı,
Şeker ve tuz oranı düşük,
Etikette şeffaf bilgi bulunuyor.
Aynı ürün Türkiye’de:
Daha ucuz ama içerik kalitesi düşürülmüş,
Yüksek oranda katkı maddesi içeriyor.
Gıda yönetmelikleri daha gevşek uygulanıyor.
Örneğin: Türkiye’de satılan bir çikolatalı süt ile Almanya’daki aynı markanın ürünü içerik olarak farklı! Neden? Çünkü Türkiye’deki regülasyonlar tüketiciyi değil, üreticiyi koruma eğiliminde.
Çözüm:
5 sahte gıda yerine, 1 gerçek gıda yeter. Sağlık, ucuz gıdadan daha değerlidir.
16/05/2026
Ve şimdi asıl soru şu, ne yapacağız?
Bu sistem böyle kurulmuş olabilir ama biz her gün market arabamıza ne koyduğumuza karar veriyoruz.
Ve o araba, farkında olsak da olmasak da büyük ölçüde bize göre değil, biz ona göre şekilleniyoruz.
Doğal ve katkısız gıdalar, sağlıklı beslenmek isteyen birçok kişi tarafından “pahalı” olarak algılanabiliyor.
Ancak bu algıyı tersine çevirmek için sahte ve işlenmiş gıdaların ne kadar “ucuz” olduğunu düşünmek gerekiyor.
Bizler, 10 liraya bir çikolata ya da 100 liraya bir ayçiçek yağı alabiliyorsak, bu fiyatların arkasında yoğun katkı maddelerinin ve düşük maliyetli, sağlıksız üretim süreçlerinin ve milyonlarca dolar harcanan mühendislik çalışmalarının olduğunu göz ardı etmemeliyiz.
Çünkü bu sistem; daha uzun raf ömrü olan, daha bağımlılık yapan ve daha fazla tüketilen ürünler üretmek üzerine kuruluyor.
Bu düşük fiyatların arkasında, uzun vadede sağlığımızı tehdit eden sevdiklerimizi kansere sürükleyen sahte gıdaları üreten global şirketler yer almaktadır.
Tam da bu yüzden çözüm; bir anda kusursuz beslenmek değil, küçük ama bilinçli değişimlerle mutfağı dönüştürmektir.
Örneğin paketli atıştırmalıkları azaltmak, gazlı içecekleri mutfaktan çıkarmak, mevsiminde gerçek sebze-meyveye yönelmek bile büyük bir başlangıç olabilir.
Günümüzde bizlerin alım gücü, sahte ve yapay gıdalara erişecek şekilde dizayn ediliyor.Bizlere binlerce çeşit olarak sunulan sahte gıdaları mutfağımızdan çıkarırsak. Az çeşit ama gerçek gıdaya daha az maliyetle erişebiliriz
Belki her şeyi organik almak mümkün olmayabilir. Ama daha az tüketip daha gerçek gıda tercih etmek çoğu zaman düşündüğümüzden daha ulaşılabilir bir adımdır.
Yeterki siz adım atın. Mutfaklarınızı ufak dokunuşlarla sağlıklı hale getirin. Ailenizi doğal ve katkısız gıdalara alıştırın.
Dr. Patrick Soon-Shiong,
Tıp eğitimini Güney Afrika’daki University of the Witwatersrand’ten (Wits) aldı; 23 yaşında tıp doktoru oldu ve sınıfının en başarılı öğrencilerindendi.
Daha sonra ABD’ye yerleşti; University of California, Los Angeles (UCLA)’de cerrahi eğitimi aldı ve 1984’te board-sertifikalı cerrah oldu.
Soon-Shiong, klasik cerrahinin ötesine geçerek hem diyabet hem de kanser üzerinde çalıştı.
Dr. Patrick Soon-Shiong, Güney Afrika doğumlu cerrah, bilim insanı ve biyoteknoloji girişimcisidir. Genç yaşta diyabet hastalarında adacık hücresi nakli gibi yenilikçi operasyonlar gerçekleştirmiştir.
Patrick’e göre kanser biyolojisinin merkezinde p53 tümör baskılayıcı geni yer alır. p53, hücrede DNA hasarı oluştuğunda devreye giren bir “acil durum komutanı” gibidir:
hücre bölünmesini durdurur, hasarı onarır ve tamir mümkün değilse hücreyi kontrollü olarak öldürür. Bu nedenle Patrick, p53’ü “hücrenin kaderini belirleyen ana şalter” olarak tanımlar.
Tüm kanserlerin yaklaşık yarısında p53 mutasyonunun bulunması, bu genin önemini daha da artırır.
p53 bozulduğunda hücre ölümsüzleşir, DNA hataları hızla birikir ve tümör bağışıklık sisteminden kolayca saklanır.
Patrick, kemoterapi ve radyoterapinin çoğunun aslında p53’ün ölüm sinyalini tetikleyerek çalıştığını, dolayısıyla p53 mutasyonlu tümörlerde tedavinin zorlaştığını vurgular.
Ona göre geleceğin kanser tedavisi, p53’ü yeniden aktive eden, bağışıklık sistemi ile genetik onarımı aynı hedefte birleştiren bütüncül yaklaşımlarla mümkün olacaktır.
Tost Peynirinin Arkasındaki Gerçek!
Market raflarında uygun fiyatlı ve uzun ömürlü olarak sunulan tost peynirleri, aslında sağlığımız için büyük bir risk taşıyor.
Çoğu kişi bilmez ama bu peynirlerin yapımında tarihi geçmiş, bozulmaya yüz tutmuş peynirler kullanılır. Bu eski peynirler eritme yöntemiyle işlenip çeşitli katkı maddeleri (emülgatörler, aroma vericiler, renklendiriciler) ve ucuz yağlarla karıştırılarak yeniden “yeni” bir ürün gibi piyasaya sürülür.
Bu geri dönüşüm sürecinde ürünün besleyici değeri düşerken, sodyum, trans yağ ve fosfat oranı ciddi şekilde artar.
Özellikle çocuklar ve hassas bünyeler için bu katkılar ileride böbrek, kalp-damar ve kemik sağlığı açısından risk oluşturabilir.
Gerçek peynir doğal sütten yapılır, laboratuvarda geri dönüştürülmüş atıklardan değil! Tost yaparken katkısız, tam yağlı, gerçek peynir kullanmak en sağlıklı tercih olacaktır.
Sürdüğünüz Şey Kanınıza Karışıyor
Sıcak bir duş sırasında gözenekleriniz sonuna kadar açılır. Bu esnada duş jelindeki kimyasallar transdermal emilim yoluyla cildin alt katmanlarına ulaşır. İçerikteki sülfatlar, parabenler ve sentetik parfümler sadece yüzeyde kalmaz; vücudun doğal dengesine müdahale eder.
Bariyer Hasarı ve Cilt Bozuklukları
Geleneksel jellerdeki sert köpürtücüler (SLS/SLES), cildin koruyucu yağ tabakasını adeta bir bulaşık deterjanı gibi söküp atar.
09/05/2026
Birçok bulaşık deterjanı; yoğun parfüm, sentetik kimyasallar ve yüzey aktif maddeler içeriyor. Yetersiz durulanan tabak ve bardaklarda kalan bu görünmez kalıntılar, fark etmeden her gün tekrar tekrar vücuda girebiliyor.
Click here to claim your Sponsored Listing.
Category
Telephone
Website
Address
Istanbul