her derde deva

her derde deva

Share

her hastaya şifa

22/10/2024
22/10/2024

Ahmed Bedevî Hz. Ve Peçesinin Sırrı

Şeyh Efendi Hz, Ahmetü’l –Bedevî Hz’ni anlatırdı. Ahmed Bedevî Hz. (Allah sırrını takdis etsin) gayet müstaid (Seyr ü Sülûk için yüksek himmet sahibi) idi. Ve Musa’nın (a.s.) makamına kadar terakki edip, Hatıf-ı Rabbani ile Cenab-ı Hakk’ın hitabını işiten bir mertebeye erişmişti. Zamanın kutbu olan zat, “Ya Ahmed, senin anahtarın bendedir, bana gel!” deyince, Ahmed Bedevî Hz:
-“Benim senden alınacak anahtarım yok. Ben anahtarımı Fettah’tan alırım.” demiş. Zamanın kutbu da:
-“Peki, sen bilirsin, ya Ahmed” diyerek uzaklaşmış.
Beyazıd-ı Bistamî Hz. hakiki mürşidini bulana kadar doksan dokuz şeyh değiştirmiştir. Ancak Caferü’l -Sadık gibi bir sultan onu zapt edebilmiştir. Ahmetü’l- Bedevî Hz.’ ni zapt edecek, vaktin kutbu olan zat idi.
Cenab-ı Hak, hikmeti ile herkesi istidadına göre tayin eder. Onun için Nakş-i Bendî mürşitleri 7007’dir. Hepsi de Vaiz-i Muhammedî’dir. Onların izin verdiği binlerce kimseler vardır. Lâkin imamiyet makamında olan, 7007’dir.
Musa (a.s.) ile Hızır Peygamber’in kıssasını düşünecek olursak, Musa Peygamber’ e zahiri şeriat verildi, hikmet verilmedi. O makama yetişti ama Kutbun (Hızır`ın) ne demek istediğini birden anlayamadı. Musa (a.s.), Allah’ ın sesini işittiğinde aşka düşüp: “Ey perdenin arkasından konuşan Hak! Bana cemalini göster, sana bakayım.” Dedi. Cenab-ı Hak:

-“Beni göremezsin. Dağa bak! Eğer Ben hicabı kaldırırsam, Benim tecellime dağ dayanmaz, sen de dayanamazsın.” buyurdu. O zaman Musa (a.s.), arkasına dönüp, dağa baktığında gözleri kamaştıran bir ışıkla dağın paramparça olduğunu görüp korktu.
Ahmetü’l-Bedevî Hz. de bir gün aynı şekilde Cenab-ı Hak’tan cemalini görmeyi niyaz etti. Bunun üzerine Cenab-ı Hak’tan hitap geldi:
-“Bu makama vesilesiz kimse yetişemez. Biz bu vesile için, filan kutbu tayin ettik. Onu bulamazsan, burada ilelebet beklesen bu makam vesilesiz açılmayacaktır.”

Ahmetü’l- Bedevî Hz. bu hitap üzerine kalbini ve aklını topladı. “Emir büyük yerden gelmiştir ve o zatı bulmamız gerekir. Ben bu idrake ne için erişemedim?” diye hayıflandı. “Niçin ben terk-ü edepte bulundum?” diyerek, hemen tövbe istiğfar edip, o zatın ardına düştü. Onlar başta kabul etmeyeni buldurmak için biraz yorarlar. Sonunda Ahmetü’l- Bedevî Hz, koşmaktan yorulmuş halde kutbunun karşısına geçmiş:
- “Nerdesiniz ey sultanım, beni çok arattınız.” deyince kutup Hz., Ahmed Bedevî Hz.’nin kalbine bir teveccüh etmiş, ondaki ilim, amel ve halin hepsini üzerinden alıvermişti. Her şeyden soyunup, tecrit olunan bütün rütbeleri, ilimleri üzerinden atılmış olan Ahmetü’l- Bedevî Hz., “Selamün aleyküm!” deyip, uzaklaşan kutbunun arkasından şaşkın bir vaziyette rüyada olduğunu sanarak, nefsi ile muharebeye başlamıştı.
-“Ey ahmak, sana ne lazım kutup? Ne halin kaldı, ne bildiğin kaldı... Besmele bile çekemeyecek haldesin.” diyerek hücum eden nefsine karşılık, bende olan her şey o Hak yoluna feda olsun diyerek aylarca dolaştı. Bir yandan da Kutup Hazretleri’ni arayıp durdu. Nihayet bir gün karşı karşıya geldi.
- “Ya seyyidî, nerdesiniz, bize ne hal ettiniz?” diye sitem ederken;
- “Ya veledî, sen huzurun edebini gözet!” dedi. Ona bir teveccüh etti ve şöyle buyurdu:
- “Bu sana manevi gusüldür. Birincisi seni temize çıkarıp, lüzumsuz olan her şeyi üzerinden kaldırmıştı. İkinci bir teveccüh ise, kendi içtihadın ile almış olduğun bütün makamları tekrar üstüne giydirmişti. Şimdi artık bunlar senden ilelebet gitmeyecek makamlardır. Cenab-ı Allah’ın ezeli atasından bize verilmiş olanı sana giydiriyorum. Bunun zevali olmaz. Şimdi benimle beraber ol! Varlığını bana bırak! Çünkü seni Tevhit denizlerine daldırmak üzere bir emir vardır. Varlığını benim varlığımda kaybet! Orası ikilik yeri değil, birlik yeridir.“ deyip, o manevi makamı açınca, ilahî bir hitap geldi:
- “Ya Ahmed, bu edeple gelenleri böyle kabul ederiz.”

Ahmetü’l- Bedevî Hz, o makamda Cenab-ı Hakk’ın tecelliyatına mazhar olduğu vakit, yüzüne çift peçe takmak zorunda kalmıştı. Çünkü o ilahi tecellinin envarları gözlerine şimşek gibi çakıyordu. Ahmetü’l- Bedevî Hz. yüzündeki hicabı kaldırmazdı. Peçesini kaldırdığı anda baktığı herkes yıldırım çarpmış gibi derhal düşer ve yanardı. Hazret, seyr ü sülûku tekmil etmiş. Ne kadar müçtehit olsa da hiç bir kimse seyir ve sülûkunu vesile olmaksızın tamamlayamaz. Ancak delil ile rabıtası devam ettiği müddetçe başka kimseyi aramaya ihtiyacı yoktur. Lâkin rabıtaya giremediği vakit iş yürüyemez. Bir lokomotif, rabıta yapmadan hareket edebilir mi? Bu zamanda bilhassa çok meşayihlerin etbaları yetim kalıyor, başsız kalıyor. Rabıta yapmazlarsa, hangi istasyona gelmişlerse, orada duruyorlar. Yeni bir mürşit bulamazlarsa, ilelebet orada kalırlar. Hareketli olan bir makinenin arkasına takılırlarsa gidebilecekleri yere kadar giderler. Bizim zamanımızda o emri tahakkuk ettirebilecek kimseler çok azdır. Talip olana elbette o salahiyet verilir. Nasipsiz olan kimse anlayamaz ve devam edemez. Seyr ü sülûk, her mümine vaciptir. Cenab-ı Allah, “ Kimse nefs-i emmare ile benim huzuruma gelmesin!” demiştir. Bu hususta kimse mazur sayılamaz.

Kaynak
Şeyh Muhammed Nazım Kıbrısî Adil Hakkâni; İlahi Okyanus, Kitap matbası, İstanbul, 2003, s. 17

28/11/2023

Elmalı Kurabiye 🍪

Malzemeler

3 su bardağı un
250 gram oda ısısında tereyağı veya margarin
1 yemek kaşığı yoğurt
1 çay kaşığı kabartma tozu
1 limon kabuğu rendesi (isteğe bağlı)
1 kahve fincanı pudra şekeri
İç malzemesi;

3 elma orta boy elma rendesi
1 tatlı kaşığı tarçın
1 küçük boy çay bardağı şeker
1 avuç dövülmüş ceviz (isteğe bağlı, yaklaşık yarım su bardağı)

Yapılışı
Rendelenen elma, tarçın ve şeker küçük bir tencereye alınıp orta ateşte elmalar suyunu salıp çekene kadar pişirilir ve soğumaya bırakılır.
Soğuyunca istenirse ceviz de konulur.
Ayrı bir yoğurma kabında un hariç hamur malzemelerini alarak elimizle güzelce karıştıralım.
Ardından yavaş yavaş un ilavesiyle birlikte ele yapışmayacak yumuşak bir kıvamda yoğrulur. Unu çok fazla ekleyerek hamurunuzu sertleştirmemelisiniz.
Yoğrulan hamur tezgaha alınarak eşit 5 bezeye ayrılır. Bezeler avuç içerisinde yuvarlanır.
Bezelerden biri tezgaha alınır. Altı üstü unlanarak tatlı tabağı büyüklüğünde, yarım cm kalınlığında olacak şekilde açılır.
Açılan hamur önce dörde, her bir parça da 2 ye bölünür. (Yani toplam 8 üçgen çıkacak).
Geniş kısımlarına soğuyan elma harcından 1 tatlı kaşığı koyularak, sigara böreği sarar gibi sarılır. Her beze için aynı işlem sırasıyla uygulanır.
Şekil verilen kurabiyeler pişirme kağıdı serili tepsiye dizilir.
Önceden ısıtılmış 170 derece fırında 20 dakika kadar pişirilir.
Kurabiyelerin altı hafif kızardığı anda fırından alınır.
Elmalı kurabiyeler ılınınca üzerine pudra şekeri serpilir ve servis edilir. Afiyet olsun.

28/11/2023

Mayasız Anne Poğaçası Tarifi
Hamuru için;
1 yumurta
3 yemek kaşığı oda ısısında tereyağ
4 yemek kaşığı yoğurt
1 yemek kaşığı sirke
1 çay bardağı sıvı yağ
4 su bardağı un
1 çay kaşığı tuz
1 paket kabartma tozu
İç harcı için;
1 kase peynir ve maydanoz karışımı
Üzeri için;
1 yumurta sarısı ve çörek otu
Hamurundaki tüm malzemeleri karıştırarak ceviz büyüklüğünde parçalara ayırın. (Bu ölçülerdeki hamurdan yaklaşık 20 adet poğaça çıkıyor. ) Parçaları yuvarlak halde açarak içine hazırladığınız iç harçtan bir tatlı kaşığı kadar koyarak kapatın. Yağlı kağıt koyulmuş fırın tepsisine dizin. Üzerine yumurta sarısı sürün ve çörek otunu da serperek 180 derece fırında üzeri kızarana kadar pişirin. Afiyet olsun. POĞAÇA TARIFLERI (Larisa'nin Mutfağı)

Want your business to be the top-listed Beauty Salon in Mardin?
Click here to claim your Sponsored Listing.

Category

Website

Address


Mardin Kızıltepe şanlı Urfa Caddesi Yiğitler Apartmanı Kat 5 No 16
Mardin
0047